Posts Tagged ‘ses’

Sirenler

Saturday, July 23rd, 2011

Ocak ayında bir gün, plajda dizlerime kadar suya girip yeni ses kayıt cihazımı sonsuz ufuklara yönelttim. Kayıt süresince güneş battı, dalgalar sıcak, koyu renklere büründü. Bu dalgalar sesimle birlikte sonsuzluktan gelen gizemli okyanus şarkılarının şekline büründü.

Sirens by queenmelike

Yukarıdaki Soundcloud’a yüklediğim yüksek kaliteli versiyonu. mp3 olarak indirmek isteyenler için:

Sirens (13:43)

siren (Yunan mitolojisi) Güzel şarkı söyleyerek denizcileri aldatan deniz perisi.

Carol of the Bells – v.0

Tuesday, December 21st, 2010

Bu sene bir Noel şarkısı düzenlemeye karar verdim. Fikir MIT’deki koro şefimiz Bill Cutter’dan çıkmıştı. Senelerdir her Noel için bir şarkı düzenlemeyi alışkanlık edinmiş. Ben de kolları sıvayıp pek ünlü olan Carol of the Bells’i düzenledim. Değişiklik olsun diye 19/8 ritmini kullanarak iki şarkıcı ve piyanist için yazdım.

Carol of the Bells (1:51)

19/8 ritmi diye panik olmayın. Sadece 10/8 ve 9/8 ritmlerinin sentezi. Uzun zamandır farklı bir ritm kullanarak birşeyler yazmak istiyordum, ama şimdiye kadar denememiştim. Ayrıca uzun zamandır hızlı tempolu bir parça da yazmamıştım. Yavaş parçalardan baygınlık geldi artık. Bu şarkı sayesinde bu iki fikri de işlemiş oldum.

Bu düzenlediğim ikinci Noel şarkısı. İlkini 2007 yılında Joy to the World’u dorian mod olarak düzenlemiştim (umarım bir gün bu parçayı birileri seslendirebilir).

Yardımınıza ihtiyacım var ama. İyi bir isim bulamadım bu parçaya. Carol of the Bells olarak mı kalsın, yoksa daha ilginç bir başlık mı bulayım? Bu konularda da hiç iyi değilimdir… keşke yazdığım hiçbirşeye başlık koymak zorunda kalmasam.

Reich remix

Wednesday, November 10th, 2010

Dün ilk kez Indaba Musicte bir müzik yarışmasına katıldım. Yarışmanın teması, yeni bir Steve Reich parçasını alıp kendi yorumumuza göre mixlemekti. Oylamada ilk 10a girenler mansiyon ödülü alıyorlar. Kazanan ilk üçü de bestekarın kendisi seçiyor. Adamcağız 254 tane remix dinlemek zorunda kalacak, nasıl başaracak bilemiyorum.

Aşağıda benim versiyonum var. Benimkini diğerlerinden biraz farklı olduğu için seviyorum. Aynı notaları ve formu kullanarak sesimle tamamen farklı bir doku yarattım. Bu geceyarılarına kadar camları ve kapıları kapalı bir odada saatlerce bilgisayarda kayıt yaparak ve bol bol çay ve su içerek gerçekleşti. Geçtiğimiz günlerde işyerinde de işlerin yoğun olduğu için biraz zorlu oldu.

Eğer hoşunuza gittiyse lütfen bana oy verin! İlk ona girmek hoş olur, ama katılımcı sayısına bakılırsa bu biraz zor olacak. Diğer katılımcıların da çoğu bayağı başarılı ve yaratıcı şeyler ortaya çıkarmışlar.

Bu yarışma sayesinde Indaba’dan da haberdar oldum. Online işbirliğiyle müzik yapımı ve paylaşımı üzerine kurulmuş bir site. Zaten işbirlikçiliği hissi, site üyelerinin yazdığı destekleyici ve düşünceli yorumlarından belli oluyor. Hayat hedeflerimden birinin birkaç müzisyenle birlikte bir çalışma yapmaktı, ama şu ana kadar kimleri nereden bulacağımı bilemiyordum. Belki Indaba’ya girmem o hayali gerçekleştirmemi sağlamamdaki ilk adım, kim bilir?

Bir sonraki yarışmalara kesinlikle katılacağım. Bu küçük proje bana ilham getirdi ve bu tip şeyleri daha çok yapmam gerektiğini farkettirdi.

Yoğun istek üzerine remiximi buradan indirebilirsiniz.

Weep!

Sunday, August 22nd, 2010

Aha! Bugün 2007’de “bitirdiğim,” ama tam olarak mutlu olamadığım için İnternet’ten kaldırdığım parça üstünde çalıştım. Ne yapmam gerektiğini çok iyi biliyordum, ama iki senedir ihmal ediyordum. Sonunda senelerin stresi ortadan kalktı.

Weep (7:36)

Bu parçanın hayatımda önemli bir yeri var. Eskiden aynı anda sevgiyle nefret duyarken, şimdi hepsi sevgiye dönüştü. Sonunda memnuniyetle dinleyebiliyorum. Kulaklığınız varsa onunla dinlemenizi tavsiye ederim; ancak böyle o derin seslerin içinde yüzüyor gibi olabilirsiniz. Fondaki zengin, metalik, biraz detone, dönüp dolanan ve hep değişen ses gruplarının hepsi benim kendi sesimden elde edilmiştir.

Parçanın başlığının nereden geldiğini tahmin edebilen var mı?

Yeni elektronik parça: See

Thursday, April 29th, 2010

Bu haftasonu, iki senedir aklımda olan bir parça yaptım. Basit parça, ama nedense şimdiye kadar oturup yapmamıştım. Parçada blokflüt, keman, piyano, ve birkaç diğer ses kayıtlarını kullandım.

See‘yi dinleyin (3 dakika)

Bitmiş parçanın görünümü:

Bu aralar birşeyler yaratma isteğindeyim. Çarşamba günü işten dönerken Pandora radyo istasyonunda bir Ryoji İkeda parçası çıkınca elektronik bir parça yapma isteğim kamçılandı. Bu parçayı aklıma getiren diğer şey de Tenacious D grubunun One Note Song (Tek Nota Şarkısı) adlı şarkı!

Komiklik olsun diye.

Thursday, January 17th, 2008

Yeni yıla “early music” diye hitap edilen ve 1700lerden önce yazılan müzikleri dinleyerek girmem beni sandığımdan fazla etkilemiş anlaşılan. Son birkaç gündür kafama Dies Irae adında çok eski bir melodi takıldı. Sonunda dayanamadım ve minik bir düzenlemesini yapmaya karar verdim. Bu parçayı sadece bir şaka olarak gördüğüm için yazdım.

Dinleyin: Diesirase (0:40)

Notaları yazarken ölçü çizgilerini ve nota saplarını yazmaya üşendiğim için, notalar biraz eski zamanların yazmalarını da andırıyor.

Son zamanlarda aklıma hep düzenleme fikirleri geliyor. Orjinal bestelerime daha çok zaman ayırmalıyım.

bir tane daha..

Wednesday, October 11th, 2006

Yine birşey emprovize ettim, ama bu seferki biraz komik. buraya tıklayın. grr, şimdi de şarkıyı aklımdan çıkaramıyorum.

daraadaaradara..

Monday, October 9th, 2006

Demin sesimi üst üste kaydederek kısa bir parça emprovize ettim. Dinlemek için buraya tıklayın. Minimalist müziğe merakım belli oluyordur herhalde.
Kendi kendime akort yapmak ne kadar eğlenceliymiş! Bu tip şeyleri daha sık yapmalıyım.