Posts Tagged ‘MIT’

USC dönemi başlıyor

Sunday, June 19th, 2011

Bu sonbahar USC’de kimya mühendisliği masterına başlıyorum. Fakat, aynı anda normal işime devam edeceğim!

MIT’den mezun olmadan önceden beri yüksek lisans isteyip istemediğim düşüncesi beni rahatsız ediyordu. Çoğu kişi bana iş hayatına atılınca yüksek eğitimin çok zahmetli görüneceğini tembihlerdi. Üç senelik çalışma hayatımda kendimi bu tuzağa düşmeye başlamayı istemedim. Ne kadar beklersem o kadar zor olacak. Şimdiki işimi çok seviyorum. Tecrübe kazandıkça bana verdikleri görevler daha komplike ve ilginç oluyor. Şimdiye kadar okulda öğrenemeyceğim çeşitli şeyler öğrendim. Üstüne alacağım dersler böylelikle daha çok anlam kazanacak ve kazandıracak. Ayrıca ileride PhD düşünürsem, bir okula girmemde ya da karar vermemde yardımcı olacak.

Aynı anda okuma ve çalışma beni biraz ürkütüyor. Zaten şimdiki halimle kendime az vakit ayırabiliyorum. Üstüne ders ekleyince nasıl olacak? Haftada bir koro provalarına ve keman derslerine gitmeye devam edecek miyim? Zaten şimdi az gördüğüm arkadaşlarımı daha mı az görmem gerekecek? Bu sorularla karşılaştığımda aklıma MIT’de bir keresinde yedi ders aldığım dönem geliyor. Hem de o dönem sosyal hayatım da pek canlıydı. Demek ki isteyince oluyor. MIT’e gitmemin en büyük yararlarından biri de o oldu zaten… sandığımdan daha çok şeyin üstesinden gelebilmemin ıspatı.

Bu sizin için ne anlama geliyor? Büyük ihtimalle bloguma şimdikinden daha da az yazacağım! Ama tersi de olabilir. Ne kadar yoğunsam vaktimi o kadar iyi değerlendirebiliyorum. Zaten şimdi bile bloguma o kadar sık yazmadığım için master yapmam herhalde sizin hayatınızı o kadar etkilemeyecek!

En heyecanlandığım kısım da yine konser bileti alırken öğrenci indirimi alabilmek! Çok konsere gittiğim için okulu bitirdiğimden beri en büyük hayal kırıklıklarımdan biriydi de…

Hayallerimin Konseri.

Monday, April 4th, 2011

Birkaç ay önce İngilizce blogumdaki son 10 senedir yazdıklarımı tek tek okurken, MIT’den mezun olalı üniversitemden hiç bahsetmemiş olduğumu farkettim. Son üç senedir MIT’nin bu şehirdeki mezunlar klübünün sekreteri olarak bunu kendime hiç yakıştıramadım. Hem de mezun olduktan sonra üç kere ziyarete bile gitmiştim. Hiç lafını etmemişim.

Bu sene, MIT’nin kuruluşunun 150. yılı. Okul da bu büyük dönüm noktasını MIT150 adında birkaç ayı kapsayan festivaller, sempozyumlar, ve diğer etkinlikler topluluğuyla kutluyor. Ben de Los Angeles’ta çaresiz bir şekilde salyalarım akarak Boston’da olamama acısını yaşıyorum.

Salyalarımı en çok akıtan etkinlik, üç ayı kapsayan FAST: Festival of Art, Science, and Technology (Sanat, Bilim, ve Teknoloji Festivali). Evet, MIT’de sanat de öğretiliyor, ve benim gibi müzik bölümünden mezun olan öğrenciler bile var. Bu festivalde en çok görmek istediğim konser, 15 Nisan’daki New Music Marathon konseri. Bu konser RÜYALARIMIN KONSERİ ve ne yazık ki gidemeyeceğim. Kronos Quartet, Bang-on-a-Can, Wu Man, Gamelan Galak Tika, ve MIT Korosu’nun konuk oldukları BEŞ saatlik bir modern müzik maratonu! Dünyada bir daha ne zaman bu kadar muhteşem bir konser olabilir ki!? Ciddi ciddi sırf o konseri görebilmek ve ertesi gün dönmek üzere Boston’a uçak bileti bile baktım. Ne yazık ki konser kötü bir haftasonuna geliyor. Hem o gün özel birinin doğum günü, hem de o haftasonu koro konserim var. Üstelik daha bir aydan az bir süre önce Boston’a gitmiştim bile. Biraz ziyankarlık olur. Haftalarca uzun uzun düşündükten sonra gitmemeye karar verdim. Keşke internetten verseler! Ne güzel olurdu…

Yakın geçmişte Boston’da olduğumu söylemiştim. Oradayken FAST’in bir parçası olan 5 Mart’taki Language of Music (Müzik Dili) konserine gidebildim. Konserdeki bütün yapıtların MIT müzik profesörlerinin besteleri olduğu için pek hoştu. Sınıf arkadaşım Justin’la birlikte eski profesörlerimizin birbirinden farklı ve güzel müzik stillerini dinledik. Konserden sonra da profesörlerimin beni henüz unutmadıklarını görmek beni memnun etti. Bu konseri 15 Nisan’dakinin yerine bir teselli olarak görüyorum. Şimdi izin verirseniz köşeme çekilip somurtmaya devam edeceğim.

Carol of the Bells – v.0

Tuesday, December 21st, 2010

Bu sene bir Noel şarkısı düzenlemeye karar verdim. Fikir MIT’deki koro şefimiz Bill Cutter’dan çıkmıştı. Senelerdir her Noel için bir şarkı düzenlemeyi alışkanlık edinmiş. Ben de kolları sıvayıp pek ünlü olan Carol of the Bells’i düzenledim. Değişiklik olsun diye 19/8 ritmini kullanarak iki şarkıcı ve piyanist için yazdım.

Carol of the Bells (1:51)

19/8 ritmi diye panik olmayın. Sadece 10/8 ve 9/8 ritmlerinin sentezi. Uzun zamandır farklı bir ritm kullanarak birşeyler yazmak istiyordum, ama şimdiye kadar denememiştim. Ayrıca uzun zamandır hızlı tempolu bir parça da yazmamıştım. Yavaş parçalardan baygınlık geldi artık. Bu şarkı sayesinde bu iki fikri de işlemiş oldum.

Bu düzenlediğim ikinci Noel şarkısı. İlkini 2007 yılında Joy to the World’u dorian mod olarak düzenlemiştim (umarım bir gün bu parçayı birileri seslendirebilir).

Yardımınıza ihtiyacım var ama. İyi bir isim bulamadım bu parçaya. Carol of the Bells olarak mı kalsın, yoksa daha ilginç bir başlık mı bulayım? Bu konularda da hiç iyi değilimdir… keşke yazdığım hiçbirşeye başlık koymak zorunda kalmasam.

Thursday, February 2nd, 2006

Bugün söyleyecek birkaç şeyim var:

Sonunda MIT sınıf yüzüğüm geldi:

Haftalardır gelmesini bekliyordum.

MIT’de yapılan bir telefon polifonik melodi yarışmasına katılmıştım ve finalist olarak seçildim! Sonuçları görmek için buraya bakabilirsiniz. Aşağıya inerseniz benim yolladığım melodiyi dinleyebilirsiniz (rumuzum melike). Ben MIT’de yıllardır Chorallaries tarafından söylenen Engineers Drinking Song’u yaptım.
Finalist olduğum için bir sonraki yarışmada jüri üyesi olmamı istediler. Kabul edebilirim. Eğlenceli olur herhalde.

Beste sayfasına yeni bir parça koydum. Bu geçen seneki müzik dersi için yazdığım final projesiydi. Aslında geçen seneden koymak istediğim iki proje daha var. Öğretmenin bana mp3’leri yollamasını bekliyorum.

Saturday, December 17th, 2005

Şu an Hayden Kütüphanesindeyim, ve karnım acıkana kadar termodinamik finalime çalışmak üzereyim. Ondan sonra birşeyler yemek için Student Center’a gideceğim. Ya bol mayonezli tavuklu sandviç, ya da bol mayonezli kızartılmış tavuk yemeyi planlıyorum.

Tuesday, December 13th, 2005

Bugüne olan müzik projemi bu haftasonu bitirmeyi planlıyordum, ama sandığımdan uzun zaman aldı. Bunun için dün gece 12’den sabah 9’a kadar müzik yazdım (tabii aralar vererek). 9’da duşa girdim, kahvaltı ettim, ve yazdıklarımı öğretmene göstermeye gittim. Öğretmen bana birşey değiştirmemi söylerse 5’e kadar zamanım olsun diye. Öğretmen yazdıklarımı çok beğendi, ve hiçbir öneride bulunmadı! Bence bu şimdiye kadar yazdığım en iyi beste. Yanlız dün gece ne yazdığımı tamamen unutmuşum. Şarkının son üçte birini 5’ten 9’a kadar yazdım. Öğretmen çalarken kulağıma yabancı geldi, ve içimden ‘bunu ben mi yazdım?’ diye geçirdim. Ama güzeldi.. sğrpriz oldu. Herhalde iyi bir melodiyi bulana kadar neyi yazıp yazmadığımı unuttum. Bir de bir sürü yerde takılıp kaldığım için oradan oraya atlıyordum. Onun için tam olarak nasıl duyulduğuna dikkat etmemişim herhalde.

Bugün ayrıca MIT sınıf yüzüğümü, yani Brass Ratimi ısmarladım. Geçen sene fırsat olmamıştı. Birkaç hafta içinde gelir herhalde. Çok heyecanlıyım. Benimki beyaz altın.

Thursday, September 8th, 2005

Bugün okulun ilk günüydü. Bu dönem için çok heyecanlıyım, ama aynı zamanda biraz endişeliyim. Daha şimdiden okuyacak çok şeyim var. Ayrıca Cuma günü Japonca sınavım var.

Yarın Chamber Chorus’a başvuracağım, onun için bu akşam yarın söyleyeceğim parçayı çalıştım. Şarkı, sevdiği kişi ona ne kadar kötü davranırsa davransın ona hâla aşık olan biri hakkında. Ne kadar tatlı, değil mi? Sanki artık bugünlerde insanlar şarkılardaki gibi aşırı dramatik duygular hissetmiyorlar. Kalbinizi açmak acı verebilir, ama hayat rasyonel yaşanınca pek eğlenceli olamayabiliyor. Bunun için son günlerde normal davranmaya çalışma isteğim gittikça azalıyor.

Thursday, September 1st, 2005

Bugün liseden arkadaşım Jeff’e MIT turu verdim. Ona Noam Chomsky’nin ofisini gösterdim, çok hoşuna gitti.

Wednesday, August 31st, 2005

MIT’ye döndüğümden beri hiç boş durmadım. Çoğu arkadaşlarımla vakit geçirdim, biraz alışveriş yaptım, ve okula yeni gelen öğrencilerin oryantasyonlarında yardım ettim. Geçen haftasonu okuldan bir grup olan SaveTFP’yle iki günlüğüne Cape Cod’a gittik. Çok eğlenceliydi. Bu hafta da sunduğumuz oryantasyon etkinliklerinde yardım ediyorum. Bu sabah, yaklaşık bin kişiye yetecek miktarda waffle hamuru yaptık. Bu gece de waffle’ları pişirdik, herkese tişört dağıttık, ve kocaman bir karaoke partisi düzenledik. Çok gürültülü, stresli ve yorucuydu, ama aynı zamanda eğlenceliydi de. Yarın ‘floor rush’ var. Yani yeni öğrenciler, yurdun herbir katına bakıp hangisinde oturmak istediklerine karar veriyorlar. Bu demek oluyor ki biz kat olarak yarın akşam onlar için yemek ve eğlenceli aktiviteler yapmalıyız. Neyse, yazdıkça beynim yoruluyor. Okul haftaya başlayacak, ama ben şimdiden yoruldum.. ama bu iyi bir yorulma.

Friday, May 27th, 2005

Demin sonbahardaki derslerime kayıt oldum ve şimdiden çok korkuyorum.

    7.03 – Genetik

    10.213 – Kimya Mühendisliği Termodinamiği

    10.302 – Nakliyat Metodları

    21F.503 – Orta Seviye Japonca I

    21M.303 – Tonal Formlarla Yazma I

Buna ek olarak yine iki koroda olmayı planlıyorum. Acaba başarabilecek miyim?