Posts Tagged ‘defter serisi’

Defter Serisi 3: Kahverengi Defter

Sunday, January 24th, 2010

Yavaş bir tempoyla Defter Serisine Kahverengi Defter’le devam ediyoruz.

Nereden aldım: 2000 (?) yılında, Jason ve Eva’dan 15. doğumgünümde hediye olarak aldım. İlk sayfalarının yırtılmış olmasından önceden kullanılmış olduğu anlaşılıyor.
İlk kayıt: 3 Haziran 2006
Dil: English
Yeri: Çalışma masam
Kullanılan kalem: Siyah pilot kalem
Gizlilik: Yüksek

Günlük saçmalıkların yeri olmayan bir hatıra defteri hayal etmiştim. Birkaç ayda bir, kafamdaki düşünceleri aylarca dönüp durup defalarca damıtıldıktan sonra yazıyorum. O anda hayatım hakkında gerçekten ne düşündüklerimin itirafları, aylarca aklımın köşesinde beni kendim, diğerleri, ya da kariyerim hakkında rahatsız eden konular. Uzun süre üzerinde düşündüğüm fikirleri sonunda yazmak bana büyük bir rahatlık veriyor.

Hatıra defterim, en gizli olanlardan biri, ama en iyi birkaç arkadaşımın görmesi beni o kadar rahatsız etmez. Bu yüzden çok fazla alıntı bulamadım. Yukarıda da resmini çekebildiğim tek sayfayı görüyorsunuz: işe başlamadan bir önceki gün düşündüklerim.

Bazı alıntılar:

5 Aralık 2006:

İnsanlar çoğu insanların paylaşmadıkları şeyleri paylaşabildiğim için benim çok gizli biri olmadığımı düşünüyorlar. Farkediyorum ki ben aslında çok gizli biriyim, ama paylaşmamayı seçtiğim şeyler diğer insanlarınkinden farklı. Mesela insan önünde piyano çalamıyorum. İnsan arasında resim çizemiyorsam yanımda resim defteri taşımamın ne anlamı var ki? Piyanoda çalarsam birileri duyar diye, hiç geliştirilmemiş, kağıda yazılmamış, hiç yazılmayacak ve bir gün unutulacak müzikal fikirlerim var. Çoğu insanlar karakterlerimin ne olduklarını, ne yaptıklarını bilmiyorlar. … Sanatsal gelişimimin tamamen durmasının nedeni, ürkekliğim yüzünden. Ama sen zaten bütün bunları biliyorsun. Belki bana lazım olan şey, birkaç saatliğine olsa bile kendimi bütün insanlardan uzaklaştırıp, içimdeki Minik Melike’yi yine dinleyebilme olanağı.

18 Nisan 2007:

“İnsanlar entellektüel zevklerini kaybettikçe isteklerini de kaybederler, çünkü onlarla uğraşmaya vakit veya şans bulamazlar. Daha basit zevklerin bağımlısı olurlar, özellikle tercih ettikleri için değil, ama ya sadece onlara erişebildikleri için ya da artık sadece onların tatmin edebildikleri için.” – John Mill

3 Ocak 2010:

2009’dan çıkan tek büyük başarı Matchingfreak‘ti. Onun dışında hayata genel bakış açım “ne olursa olsun”du. Hobilerimin bana gereksiz şekilde bir stres kaynağı olmasından kaçınmaya kararlıydım.
Bu sene yaklaşımımı değiştiriyorum. Kendimi aktivitelere boğmak istiyorum, çünkü ancak öyle üretken olabiliyorum. Motivasyonumun olmadığı zamanlarda bile hedeflerimin üstüne üstüne yürüyeceğim, çünkü bunların bana önemli ve vakit vermeye değer uğraşlar olduklarını biliyorum. Umarım geriye baktığımda, kendi kendime “Yaptıklarıma bakın, ne kadar harikayım, değil mi?” diyebileceğim.

Defter Serisi 2: Hatıra Defteri

Monday, December 28th, 2009

Defter Serisine uzun bir aradan sonra devam ediyoruz. Bu seferki konu, Hatıra Defteri.

Nereden aldım: 2007’de kuzenlerimden bir doğumgünü hediyesiydi.
İlk kayıt: 2 Temmuz 2009
Dil: Hem Türkçe, hem İngilizce, ama çoğu Türkçe
Yeri: Çalışma masam
Kullanılan kalemler: Tükenmez kalem, süsleme için gazlı kalemler
Gizlilik: Orta

Lise yıllarımda arkadaşlarla sinemaya gitmeye başladığım zaman bilet artıklarını öylesine saklamaya başlamıştım. Yıllar içinde bütün biletleri, önemli fişleri, ve diğer minik kağıt parçalarını bir kutuda muhafaza etme alışkanlığı edindim. Kutu küçük geldi, bir kutu daha aldım, ama bu da az geldi. Kalın, çizgisiz sayfalı ve kopçalı bir defter bu probleme en iyi çözümdü.

Bazı alıntılar:

Yukarıda: Üniversite yıllarımdan bazı hatıralar: metro kartı, bir semesterdan ders programı, bir arkadaşın dans performansına bilet.

Her kağıt parçası hakkında o günü veya olayı bana hatırlatacak minik notlar yazıyorum. Çabuk ve görsel olduğu için, sayfalarca yazıyı okumaya gerek olmadan nostalji yapabiliyorum.

Yukarıda: Bu sene Hollywood Bowl’da ve Disney Hall’da gittiğim konserlerin birkaçı.

Aslında yapılacak daha çok iş var! Üniversite yıllarımın hatıraları bitti, ama daha lise kutusuna gelmedim bile. Bundan sonra sakladığım fişler hakkında daha seçici olacağım.

Defter Serisi 1: Rüya Defteri

Friday, November 6th, 2009

Defter Serisi‘ne rüya defterimi anlatarak başlıyorum.

Nereden aldım: 2006 (?) yılında lise arkadaşım Jocelyn bana Peru gezisinden hatıra olarak getirdi.
İlk kayıt: 10 Ocak 2007
Dil: İngilizce
Yeri: Başucum
Kullanılan kalemler: Tarihler için pırıltılı bronz ve kırmızı kalemler, içerik için kiremit renkli Mikron kalemi
Gizlilik: Yüksek

Küçüklüğümden beri çok rüya görmüşümdür ve rüyalarıma hep önem vermişimdir. En ilginç rüyaları, stresli zamanlarda, farklı mekanlardayken (mesela başka şehirlere gezi için gitmişken), çoğu zaman uykumu iyi alabilmişsem görürüm.
Geriye bakınca bazı rüyalarımın o anda geleceğe dair ipuçları verdiğini anlarım. Bazı rüyalarımda daha önce hiç tanışmadığım ve bir daha hiç görmeyeceğim kişilerle hoş vakitler geçiririm. Bazen rüya gördüğümün farkına varınca komik şeyler yaparım. Bazı rüyalarsa sadece çok güzeller. Kimi zamanlar düşünmek veya görmek istemediğim şeylerle karşılaşırım ve o kadar huzursuz olurum ki! Yine de sansürsüz bir şekilde defterime geçiririm. Ne de olsa rüyalarımda gördüklerim kontrolümün dışındadırlar.

Bazı kesitler (tercüme edilmiş):

3 Şubat 2007:

Bugünkü rüya kelimelerle anlatılamayacak kadar acayipti. Sağ ayağımdan arılar çıkartılırken Devon sol ayağımdan iğneler çekip çıkarıyordu. Arılar iğnelerden daha kullanışlı ve verimliydi. Devon sağ ayağıma antifriz dökerken ben arıların ayağımda toplanırken beni sokmalarından korkuyordum. Günde en fazla 600, saatte de en fazla 200 arı üretebiliyordum. Neyse ki sadece 300 arıya ihtiyacımız vardı.

16 Mart 2007: “Clare, aklında kalsın diye kolunda birkaç yere ‘burrito’ kelimesini yazmıştı. Ayrıca bir ‘sıvı burrito’ hatırlatması da vardı.”

15 Temmuz 2007:

Akşamdı. Kai geldi.
David (şuna benzer birşey): Kalifornia’da eve sarhoş, ______, ya da ______ gelinmeyen ne aktivite var?
Kai: Bir Shakespeare oyunu.

Bir rüyamda bana yardımda bulunan hoş bir çocuk hakkında: “Sonrasında Jocelyn’la konuşuyordum, ve ona ‘Rüyalarımdaki adamı buldum!’ dedim.”

25 Eylül 2007: “Kafası koparılmış bir papağanın kanlı beynini iğrenerek yedim.”

22 Temmuz 2008:

Bir korsan gemisinde şimşek çarpmasına rağmen sağ kalmış ve ta buralara kadar gelmiş bir karga gördüm. İyileşmesini ve kuş yemi yemesini seyrediyordum. O anda bir adam geldi ve kargalardan nefret ettiği için kargayı boynundan kesti.

7 Ağustos 2009:

John, Tam, ve ben bir Michael Jackson filmi seyrediyorduk, ama aynı zamanda filmin içindeydik. Michael Jackson’la maceralara katılıyorduk. Tam film bittikten sonra biri Neverland’de bomba patlattı.

Son bir senedir yazdığım rüyaların hepsinin işle ilgili olduklarını şimdi farkettim.

Defter Serisi’nin Başlangıcı

Friday, November 6th, 2009

Son on senedir internetin birçok yerinde bloglar ve websitelerle haşır neşir olmama rağmen, İnternet çağından öncesinden beri sürdürdüğüm defter tutma alışkanlığımı yitirmedim. Aşağıda, çocukluğumdan beri tuttuğum defterlerin bazılarını görüyoruz:

Defterlerimi hep çok disiplinli bir şekilde tutmuşumdur. Her defterin değişmeyen, kendine özgü bir amacı ve formatı vardır. Son birkaç senedir her amaç için ayrı bir defter tutma alışkanlığı biraz çığrından çıktı. Bu, bu aralarda tuttuğum defterlerin sayısından belli oluyor:

Defterlerime yukarıda gördüğünüz isimlerle hitap ediyorum. Çoğunun adının kapak rengiyle aynı olduğu için amaçlarını bir tek ben biliyorum.

Sonraki birkaç blog yazımda bazı (veya tüm) defterlerin amaçlarını, hikayelerini, ve defterlerden birkaç kesiti sizinle paylaşmayı düşünüyorum.