Posts Tagged ‘barok’

Başarısızlık Örneği

Tuesday, May 3rd, 2011

Indaba Music‘in Daft Punk yarışması düzenlediğini görür görmez katılmaya karar verdim. Verdikleri parçayı Barok stiline uyarlayarak orjinal bir parça yaratmayı hayal ettim.

Ne yazık ki parçayı istediğim gibi yapabilmem için yeteri kadar vaktim yoktu. İşyerinde beklenmedik bir neden yüzünden bütün ay haftada 60-84 saat çalışmamız gerekti. Ne zaman biteceği de belli değildi. Yarışmanın son haftası, 84 saatlik bir haftadan sonraki iki gün tatilim kalmıştı bir tek.

İlk gün temaları yaratıp notaları yazdım. İkinci gün baş ağrısından duramayana kadar keman kayıtları yaptım. Tahmin ettiğim gibi aranjmanı düzenlememe vakit kalmıştı. Mecburen ertesi akşam işten dönünce bitirecektim. On iki saat çalıştıktan sonra eve gelip sabah 6’ya kadar aranjman üzerinde çalıştım. Bitirip teslim eder etmez üstüme birşeyler giyip doğru işe gittim ve 12 saat daha çalıştım. O günün sonunda pestilim çıkmış halde eve döner dönmez uyudum.

Bu yarışma uğruna 38 saatlik uyanık kalma işkencesi değdi mi acaba? En azından aranjmanımı vaktinde teslim edebilme hedefime ulaştım. Fakat parçamdan memnun kalmadığım için geçen seneki yarışmada yaptığım kadar reklamını yapamayacağım. Konsept iyi, ama yorumu kötü. Kısıtlı vakitte ancak bu kadarını yapabildim.

Ama bunun yüzünden bana oy vermemezlik yapmazsanız sevinirim. 🙂

Koroyu hep seveceğim.

Tuesday, December 7th, 2010

Dün Cantori Domino‘yla gerçekleştirdiğim ilk koro konseriydi. Büyük koro hayranı olarak bu korosuz son iki yılın ne kadar dayanılmaz olduğunu pek az kişi bilebilir. Sesimin eski kıvraklığına kavuşması biraz zaman alacak tabii.

Claudio Monteverdi’nin Vespro della Beata Virgine adlı parçasını, yazılmasından tam 400 yıl sonra sahneledik. Eser çok hoşuma gitti. Gregorian chant denen, o senelerde bile yüzlerce yıllık ilahileri büyük ustalıkla çoksesli müziğe uyarlamış. Monteverdi’nin zamanı, hem Rönesans hem de Barok dönemlerinin arasındaki seneler olduğu için en sevdiğim bu iki müzik döneminin karakteristiklerini bulunduruyor.

Küçük bir solom bile vardi. Aslında solo sayılmaz, çünkü iki diğer kişiyle birlikte söyledim. Ave Maris Stella (ki en sevdiğim melodilerden biridir) bölümünün iki dizesini iki diğer kişiyle beraber söyledik. Normalde insanların önünde şarkı söylememi engelleyen heyecanıma rağmen doğru dürüst ses çıkarabildim çok şükür. O noktaya gelene kadar bardaklarca sıcak içecekler içmiştim.

Korodaki kişilikleri yavaş yavaş tanıyorum. Provaların çoğunlukla ciddi olmalarına rağmen arkada oturup olup bitenlere gizli gizli kıkırdıyorum. Önümüzdeki provaları ve konserleri büyük heyecanla bekliyorum.

Eğer söylediğimiz eseri merak ediyorsanız John Eliot Gardiner versiyonunu şiddetle tavsiye ederim.