Sistematik Müzik Keşfi

Uzun zamandır müzik koleksiyonumu sistematik bir şekilde genişletmenin yollarını arıyordum. Bulduğum çözümü yaklaşık bir sene önce başlattım. İlk aşama, şimdiki iTunes müzik koleksiyonumu baştan sonra tarayıp, gerektiğince silmek ya da gruplandırmaktı. Bu aşama birkaç ay aldı. Şimdi koleksiyonumu genişletmeye hazırım.

Sevdiğim parçaları hatırlamamda yardımcı olan çeşitli yöntemler:

  • 1. Defter. Tabii ki her an yanımda küçük bir defter bulunduruyorum. Duyduğum şarkı isimlerini not alıyorum.
  • 2. tobedownloaded.txt – Bu bilgisayarımdaki ‘alınacak şarkılar’ listesi. Buraya evde ara sıra online radyoları dinlerken not alıyorum.
  • 3. Shazam (iPhone programı). Bunu kafe, bar, ve restoran gibi yerlerde duyup beğendiğim bir şarkı bulursam kullanıyorum. Telefon, birkaç saniyelik bir kayıt yapıp Shazam’in müzik kayıtlarında tarama yapıyor. Bu programın en iyi tarafı, kalabalık yerlerde konuşma seslerinin fazla olmasına rağmen müzikleri çoğu zaman teşhis edebilmesi.
  • 4. Nabbit (iPhone programı). Bu program da radyo dinlerken işime yarıyor. O an radyoda çalan şarkının adını gösteriyor. Bunu çoğunlukla işe gelip giderken arabamda dinlediğim KJazz adında caz radyo istasyonunu dinlerken kullanıyorum.

Bulgularımı tobedownloaded.txt dokümanında toplayıp iTunes’dan satın alıyorum.

Müzik keşif sistemimi oturtmanın ana sebebi, caz koleksiyonumu genişletmekti, fakat bu keşifleri sonraki yazılarımda paylaşacağım. Bugünlük, “chill” adındaki yavaş tempolu elektronik müzik koleksiyonuma yeni eklediğim şarkıları paylaşacaım.

  • Keston and Westdal – Vaccine: Nedense modern şarkılarda yaylı saz duymak hoşuma gidiyor. Bu hafif bir şarkı, bana limonlu sorbeyi andırıyor.
  • Xela – Japanese Whispers: Bu, üniversitede elektronik müzik dersinde dinlediğimiz Paul Lansky’nin Pattern’s Patterns parçasını ve granular synthesis metodunu andırıyor. Sesbirimlerinin temizce ayrılmaları hoşuma gitti.
  • Plaid – Light Rain: Bundaki küçük cızırtı gibi sesleri beğendim.
  • Zero 7 – Destiny: Bu şarkıyı gerçekten almak mı istiyordum, yoksa Shazam’i mi test ediyordum, hatırlamıyorum. Müzikal olarak pek bir özelliği olmayan bir parça, ama melodisi fena değil. Şarkıyı aldıktan sonra sonlara doğru bir bölümde paralel beşli aralıklarının olduğunu farkedip biraz pişmanlık duydum. Müzik eğitimi olan çoğu kişinin içini ürpertecek birşey bu! Paramı geri alamayacağım için dinlemeye devam edeceğim. Hem diğer şarkılarla da iyi gidiyor.
  • Jon Hassell – Last Night the Moon Came: Bu şarkıyı dün gece gittiğim bir modern dans performansındayken Shazam’le buldum. Adamın adı tanıdık geliyordu. Sonradan hatırladım ki Şubat 2009’da bu artistin bulunduğu bir elektronik müzik konserine gitmiştim. Bu tespiti, gittiğim konserin program notlarını dosyalarımda bularak ispatladım. On senedir gittiğim bütün konserlerin konser notlarını dosyalarda biriktiriyorum da. Bir gün işe yarayacağını biliyordum!

Ayrıca bir de Roy Harris’in Piano Quintetini aldım. Bu parçayı yağmurlu bir öğleden sonra eve dönerken arabamda çalan KUSC adındaki klasik müzik istasyonundan keşfettim. O kadar sevdim ki eve geldikten sonra on beş dakika arabamda oturup bitmesini bekledim. Modern oda müziğinde en çok böyle sesleri seviyorum.

Şimdilik bu kadar. Üniversiteden müzik diploması almış birinden gelen son derece profesyonel müzik kritikleri. Şaka bir yana, bu sadece bir başlangıç. İleriki yazılarımda daha ciddi müzik keşiflerimi paylaşacağız.

Tags: , ,

Leave a Reply