Archive for the ‘Müzik’ Category

Impromptu

Sunday, July 2nd, 2017

Senelerdir beste yapma konusunda ne kadar yavaş olduğumdan yakınırım. Geçen sene, bu engeli aşmak için yarattığım minik piyano parçalarını kapsayan keyifli bir koleksiyon oluşturmaya başladım. Tek kuralım, her parçayı bir oturumda yaratıp kaydettikten sonra bir daha kurcalamamak üzere internete koyma şartı. Bu akşam 10. “impromptu”mu bitirmekle geçen seneden beri toplam 12 dakikalık müzik kaydetmiş oldum ve şimdiye kadar yaptıklarımı sizinle paylaşmak istedim. Burada bitirmekle kalmayıp, fırsat buldukça bu koleksiyona yenilerini eklemeyi planlıyorum.

Impromptu’yu Bandcamp’te dinleyin | Impromptu’yu YouTube’da seyredin

Her oturumun genelde 2-3 saatimi aldığı için hayatımda birkaç saatlik kesintisiz zaman dilimleri ayırmaya gayret ediyorum. Piyanoya ilk oturduğumda ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim olmadan rastgele tuşlara basmaya başlıyorum. Zamanla birşeyler şekillenmeye başlıyor. Bazı günler oldukça zorlanıyorum, ama direttiğim sürece ortaya az çok kendimce güzel birşey çıkarabiliyorum. Her parçanın diğerleriyle bağlantısız bir şekilde tasarlanmasına rağmen, peşpeşe dinlendiğinde oluşturdukları bütünleşmeyi de sevdim. Bir gün hem sizinle paylaşabilmek için, hem de tam olarak ne yaptığımı hatırlayabilmek için notaları da yazmaya başladım bir kenara. Yakında onu da paylaşacağım.

“D”yi çalmamı izleyin

Saturday, January 9th, 2016

Bu parça yeni değil. 2009’da bitirmiştim, ama yaptığım kayıt düşük kaliteliydi. Senelerdir yeniden kaydetmeye niyetleniyordum, sonunda yaptım.

Bu sefer, hem sesli hem de videolu kayıt yaptım. Tabii videoya kaydedince parçayı tek seferde kusursuz çalmam gerekti. Başarabileceğimden emin değildim, ama yine de denemek istedim. Oturup tekrar tekrar çaldım.

Küçüklüğümde piyano öğretmenim, her yanlış yaptığımda beni durdurup baştan çaldırırdı. Bu kayıtlar süresince o anlar aklıma geldi.

Sonuç kusursuz değil, ama yanlış nota yok. Bu kayıttaki yorumlamalardan da memnunum. Hiçbir zaman kusursuz çalamayacağım, ama en yakını bu. Yetmiş sekizinci denemeydi.

Jetlag

Tuesday, June 23rd, 2015

Farzedin ki sabahın köründe bir saatte, binlerce kilometre uzakta, göz gözü görmeyen karanlık bir yatak odasında cin gibi uyanık yatıyorsunuz. Ya da farzetmeyin bunları. Ama en azından şu 10 dakika içinde sadece dinlemekten başka birşey yapmayın.

Uzun zamandır müzik çalışmalarıma ara vermiştim. Bu parça diğerlerinden biraz daha nazik, biraz daha sessiz. Kulaklıkla dinlemenizi tavsiye ederim.

Sirenler

Saturday, July 23rd, 2011

Ocak ayında bir gün, plajda dizlerime kadar suya girip yeni ses kayıt cihazımı sonsuz ufuklara yönelttim. Kayıt süresince güneş battı, dalgalar sıcak, koyu renklere büründü. Bu dalgalar sesimle birlikte sonsuzluktan gelen gizemli okyanus şarkılarının şekline büründü.

Sirens by queenmelike

Yukarıdaki Soundcloud’a yüklediğim yüksek kaliteli versiyonu. mp3 olarak indirmek isteyenler için:

Sirens (13:43)

siren (Yunan mitolojisi) Güzel şarkı söyleyerek denizcileri aldatan deniz perisi.

Yeni keman

Monday, June 6th, 2011

Mart ayında, üç senedir çaldığım başlangıç düzeyi kemanımın yerine daha iyi bir keman ısmarladım. Benim şansıma tam o sıralar iş hayatım yoğunlaştığı için yeni kemanımı daha sadece birkaç kez çalabildim.

Kemanın sesi, rengi gibi, eskisininkine göre daha zengin ve güzel. Şimdi bu kemana layık olabilmem için daha çok çalışmam gerekiyor.

Başarısızlık Örneği

Tuesday, May 3rd, 2011

Indaba Music‘in Daft Punk yarışması düzenlediğini görür görmez katılmaya karar verdim. Verdikleri parçayı Barok stiline uyarlayarak orjinal bir parça yaratmayı hayal ettim.

Ne yazık ki parçayı istediğim gibi yapabilmem için yeteri kadar vaktim yoktu. İşyerinde beklenmedik bir neden yüzünden bütün ay haftada 60-84 saat çalışmamız gerekti. Ne zaman biteceği de belli değildi. Yarışmanın son haftası, 84 saatlik bir haftadan sonraki iki gün tatilim kalmıştı bir tek.

İlk gün temaları yaratıp notaları yazdım. İkinci gün baş ağrısından duramayana kadar keman kayıtları yaptım. Tahmin ettiğim gibi aranjmanı düzenlememe vakit kalmıştı. Mecburen ertesi akşam işten dönünce bitirecektim. On iki saat çalıştıktan sonra eve gelip sabah 6’ya kadar aranjman üzerinde çalıştım. Bitirip teslim eder etmez üstüme birşeyler giyip doğru işe gittim ve 12 saat daha çalıştım. O günün sonunda pestilim çıkmış halde eve döner dönmez uyudum.

Bu yarışma uğruna 38 saatlik uyanık kalma işkencesi değdi mi acaba? En azından aranjmanımı vaktinde teslim edebilme hedefime ulaştım. Fakat parçamdan memnun kalmadığım için geçen seneki yarışmada yaptığım kadar reklamını yapamayacağım. Konsept iyi, ama yorumu kötü. Kısıtlı vakitte ancak bu kadarını yapabildim.

Ama bunun yüzünden bana oy vermemezlik yapmazsanız sevinirim. 🙂

Hayallerimin Konseri.

Monday, April 4th, 2011

Birkaç ay önce İngilizce blogumdaki son 10 senedir yazdıklarımı tek tek okurken, MIT’den mezun olalı üniversitemden hiç bahsetmemiş olduğumu farkettim. Son üç senedir MIT’nin bu şehirdeki mezunlar klübünün sekreteri olarak bunu kendime hiç yakıştıramadım. Hem de mezun olduktan sonra üç kere ziyarete bile gitmiştim. Hiç lafını etmemişim.

Bu sene, MIT’nin kuruluşunun 150. yılı. Okul da bu büyük dönüm noktasını MIT150 adında birkaç ayı kapsayan festivaller, sempozyumlar, ve diğer etkinlikler topluluğuyla kutluyor. Ben de Los Angeles’ta çaresiz bir şekilde salyalarım akarak Boston’da olamama acısını yaşıyorum.

Salyalarımı en çok akıtan etkinlik, üç ayı kapsayan FAST: Festival of Art, Science, and Technology (Sanat, Bilim, ve Teknoloji Festivali). Evet, MIT’de sanat de öğretiliyor, ve benim gibi müzik bölümünden mezun olan öğrenciler bile var. Bu festivalde en çok görmek istediğim konser, 15 Nisan’daki New Music Marathon konseri. Bu konser RÜYALARIMIN KONSERİ ve ne yazık ki gidemeyeceğim. Kronos Quartet, Bang-on-a-Can, Wu Man, Gamelan Galak Tika, ve MIT Korosu’nun konuk oldukları BEŞ saatlik bir modern müzik maratonu! Dünyada bir daha ne zaman bu kadar muhteşem bir konser olabilir ki!? Ciddi ciddi sırf o konseri görebilmek ve ertesi gün dönmek üzere Boston’a uçak bileti bile baktım. Ne yazık ki konser kötü bir haftasonuna geliyor. Hem o gün özel birinin doğum günü, hem de o haftasonu koro konserim var. Üstelik daha bir aydan az bir süre önce Boston’a gitmiştim bile. Biraz ziyankarlık olur. Haftalarca uzun uzun düşündükten sonra gitmemeye karar verdim. Keşke internetten verseler! Ne güzel olurdu…

Yakın geçmişte Boston’da olduğumu söylemiştim. Oradayken FAST’in bir parçası olan 5 Mart’taki Language of Music (Müzik Dili) konserine gidebildim. Konserdeki bütün yapıtların MIT müzik profesörlerinin besteleri olduğu için pek hoştu. Sınıf arkadaşım Justin’la birlikte eski profesörlerimizin birbirinden farklı ve güzel müzik stillerini dinledik. Konserden sonra da profesörlerimin beni henüz unutmadıklarını görmek beni memnun etti. Bu konseri 15 Nisan’dakinin yerine bir teselli olarak görüyorum. Şimdi izin verirseniz köşeme çekilip somurtmaya devam edeceğim.

Viola Trio

Wednesday, February 2nd, 2011

Geçenlerde bir parçayı daha bitirip kaydettirdim. Viola Trio adındaki bu parçayı viola, viyolonsel, ve piyano için yazdım.

Bu parçayı oryantal duyulan bir gam kullanarak yazdım. En keyifli yanı, viola ve viyolonselin notalarını birbirlerine çok yakın yapıp, sarmaşık gibi iç içe gezen melodilerini yazmaktı. Ritm konusunda her zamanki gibi senkoptan vazgeçemedim.

Keman hocamın eşi Ryan Leach (piyano), Laurel Diskin (viola), ve Scott Burns (viyolonsel) parçamı kaydetti.

Oley! Bu parça da uzun zaman önce başlayıp bir türlü bitiremediklerimdendi. Melodiyi müzik defterime ilk kez 13 Aralık 2006’da yazmışım. Sonunda bitti.

Boşluk

Sunday, January 23rd, 2011

İşte en yeni bestem: Boşluk adında iki keman ve piyano için yazılmış kısa bir parça. Üniversiteden arkadaşım Justin ve arkadaşları sağolsunlar, bu parçayı bugün benim için kaydettiler.

Çalgıcılar:
Andrew Noll, Piyano (2. sene Harvard Tıp Fakültesi)
Justin Lo, Keman I (1. sene Harvard HST)
Jennifer Hsiao, Keman II (1. sene Harvard BBS)

Bu parçada Locrian modunu kullanmayı denedim, ki bu tüm modların içinde en dengesiz olanı. Parçayı yazarken müzik kendini farklı perdelere çekiyordu. Bu iyi oldu, çünkü çoğu parçalarımda tek bir perdede çakılıp kalıyorum. Çalgıcıların yorumunu da çok beğendim. Tam aklımda duyduğum şekilde olmuş!

Parçaya başladığımda, sadece birkaç günde yazıp bitirebileceğim ve böylece başka bestelere yönelmeme yardımcı olacak küçük bir çalışma olmasını planlıyordum, ama hiç planladığım gibi olmadı. Bir bölümde takılır takılmaz yazmaya aylarca ara verdiğim için toplam iki senede bitirebildim. Böyle yapmamam lazım! Bu parça kadar basit olsa bile herhangi bir projeyi tamamına erdirmek insana büyük bir huzur veriyor.

Professor Bad Trip buluntuları

Thursday, January 13th, 2011

Pazartesi çok muhteşem bir konsere gittim. Arkadaşlarımdan biri Monday Evening Concerts serisini tavsiye etmişti. 1939’da kurulmuş olan bu konser serisi, Boulez, Stravinsky, Bartók, Schoenberg and Ives gibi bazı önemli bestecilerin galalarını bile yapmış.

Konsere tek başıma gittim ve ucu ucuna yetiştim. İşten 7’de çıkmama rağmen (aslında 5’te çıkacaktım ama işe fazla konsantre olmuşum) 7:30’ta Downtown’daydım. Hem park etmeye, hem küçük bir hindili sandviç yemeye (çok sade olduğu için acı sos ve karabiber ekledim), hem de konser başlamadan program notlarının hepsini okumaya vaktim bile oldu.

Konser, “Professor Bad Trip” adını, ikinci yarıda çalınacak parçadan almış. Konseri çok yetenekli olan Argento Chamber Ensemble seslendirdi. Düşündürücü ve büyüleyici programa buradan ulaşabilirsiniz.

Konserde çalınan parçaların hepsini YouTube’da bulamadım, ama bulduklarım yazının devamında… (more…)