Archive for the ‘Linkler’ Category

Eski, güzel alışkanlıklar

Sunday, April 18th, 2010

Bu gece birkaç artistin bloglarına baktım. Lise yıllarımda okuldan eve gelir gelmez her gün internetteki çeşitli artistlerin resimlerine ve fotograflarına bakmayı alışkanlık edinmiştim. Şimdi, onun yerini, konuşmadığım hatta bazen hiç tanımadığım Facebook üyelerinin resimlerine bakmak aldı. Önceki alışkanlığımın ruhuma daha iyi geleceğini sanıyorum; bunu aklımda tutmalıyım.

İşte bugün kendime şu rotayı çizdim: YellowGoat’un blogundan Devon Smith’in Flickr resimlerine geldim. Çeşitli çizimlerine bakarken, resimlerden birine yorum bırakan yeşil saçlı biri ilgimi çekti. Doğrusu o renk saç başka kimsede o kadar doğal görünmemişti. Kızcağızın tüm Facebook profil resimlerini gözden geçirdikten sonra biraz abarttığımı düşünerek bilgisayardan kalktım, resim çizmeye…

Yalan söyleyemem, resmi ilk çizmeye başladığımdan itibaren iğrenç olacağını anladım. Defteri o anda kapatıp başka birşey yapma isteğimi bastırarak, belki resmi kurtarabileceğim umuduyla boyadım. Neyse, bu bir başlangıç. Ya da hiçbirşeyin başlangıcı değil, kendi kendine yeten bir resim işte.

Blogumu yeniden başlatmama sebep olan bloglar

Saturday, September 26th, 2009

İnternette iki tür blog vardır: Neredeyse tüm içeriği yazar tarafından orjinal olarak yazılmış bloglar, ve tek amaçları okurlarını İnternet’teki diğer içeriklere göndermek olan bloglar.

Bu ikinci kategorideki blogların yazarları, çeşitli yazıları, YouTube videolarını, komik resimleri, vb. şeyleri bloglarına koyup İnternet’i ne kadar iyi gezebildiklerini ispatlamaya çalışırlar adeta. Bazıları kendi yorumlarını da ekleyip, orjinal birşey yaratma hissini verirler kendilerine. Anlatım şeklimden bu tür blogları okumayı tercih etmediğim anlaşılabiliyordur.

En sevdiğim blog yazarları çoğu zaman kendi yarattıkları parçaları koyarlar, ama arada sırada onlara ilham getiren şeyleri de okurlarıyla paylaşabilirler. Yazıları gereğindern uzun değildir; okumak için üç sayfa çevirmek zorunda kalmazsınız. Genellikle resimli içerikleri severim, ama resim, sırf resim koymuş olmak için konmamalı. Bloğun tasarımı da önemli. Blog servislerinin sunduğu, yüzbinlerce insanın kullandığı aynı tasarımdaki bloglardan ilk bakışta soğurum, ama yine de onlara bir şans vermeye çalışırım. Her gün güncellenmeleri şart değil, arada sırada baktığımda yeni birşeyler yazılmış olsun, yeter bana. Tabii ki gramer ve vurgulama kurallarına uygun olarak yazılmaları şart. Reklam da olmayacak.

2000’den beri tuttuğum bloga yeniden yazmaya başlama kararımdan sırf aşağıdaki bloglar sorumlu:

  • Songs without Words – Üniversiteden iyi arkadaşım Justin’ın blogu. Blogun içeriği, zengin bir yelpazeyi kapsayan ilgilerini okura sunuyor: yazıları, çizimleri, besteleri, pişirdikleri, çektiği fotografları, ve ara sıra hayat hakkında düşünceleri ve yorumları mevcut.
  • Phosphene – Boston’da bir tıp öğrencisi tarafından yazılan bir moda blogu. Websitenin minimalist tasarımı ve şehir içinde çeşitli yerlerde kendi moda fikirlerini sergileyen çekimleri çok hoş.
  • Katie De Sousa paints stuff. – Olağanüstü bir dijital ressamın blogu. Bazı resimlerinin yaratılış hikayelerini ve bitmemiş hallerini paylaşıyor.
  • Art blog of Lisa Falzon – Bir dijital ressam daha. Adeta bir masal dünyasından çıkmış resimlerine bayılıyorum. Cork’taki yaşamını da ara sıra takip ediyoruz.
  • ClareBayley.com – Clare’in bir website yapmasını tam üç sene sabırla bekledim. Beklediğime değmiş!
  • emilyabigail.com – Yukarıdaki tanıma uymayan tek blog olmasına rağmen, yeniden blog tutmaya karar vermemde büyük rol oynadı. Basit ama şık tasarımlı olan blog, yazara ilham getiren şeyleri sunuyor. Kızın iyi zevki var!

Bu blogda yapılacak daha çok şey var. İlk önce dokuz senelik arşivleri tek tek okuyup bazı yazıları çıkarmam gerekecek. Bir sürü çalışmayan link de var şimdi. Hepsini filtremden geçirene kadar arşivleri dünyaya açmayı planlamıyorum şimdilik.

Not: Maalesef takip ettiğim blogların hepsi İngilizce. Siz hangi Türk bloglarını tavsiye edersiniz?

bazı linkler

Thursday, February 1st, 2007

Bugün Diesel Sweeties‘e gittiğimde anasayfada kendi resmimi gördüm! Bu resmi iki-üç sene önce çekmiştim ve çektiğimi de unutmuştum. Çok hoşuma gitti, çünkü bu webcomic bu aralar takip ettiğim tek webcomic.

Hazır websiteler hakkında konuşurken, bu aralar bulduğum bazı ilginç siteleri sizinle paylaşayım.

Normalde tanımadığım kişilerin bloglarını okumayı sevmem, ama bazı bloglar bu önyargımı aşmayı beceriyorlar. Lisa Wray‘in sitesini, özellikle de blogunu, okumayı seviyorum. Onunla birkaç sene önce MIT’de tanışmıştım. Onun dışında, The Collective Lens adında bir öykü bloguna rastladım. Normalde internette öykü okumayı sevmem, ama bu kişinin tarzı çok hoşuma gitti. Yazıların hepsi komik ve sürükleyici. Kısa oldukları için de ard arda okunabiliyorlar.

Arada sırada ilginç artistler bulmak için DeviantARTı ziyaret ediyorum. “philip surrender” adındaki artisti, siteden atıldığını öğrendiğim zaman buldum. Nedenini anlayabilmek için galerisindeki bütün resimlere baktım ve hayran kaldım. Duygularını resimlerle o kadar iyi anlatabiliyor ki, bütün galerisine baktıktan sonra sanki onu yakından tanır gibi oldum. Bir sürü resmi kanlı, fakat bu tür şeylerden rahatsız olmuyorsanız bakmanızı tavsiye ederim. Bu resim en sevdiklerimin sadece bir tanesi.

Bunun dışında, yaşı için çok gelişmiş olan Katie De Sousa‘yı buldum. Kız on sekiz yaşında. En son çizdiği resim bu, ve bu resme “sketch” diyor!

Son olarak da deviantART’ta bu fotografçıyı buldum, ve sonradan da Türk olduğunu öğrendim. Moda fotograflarını çok sevdiğim için bu kişinin resimleri bana hitap etti. Fikirlerini ve renk kullanımını çok beğendim.

Bu websiteleri linkler sayfama koyacağım.

başlangıç

Thursday, August 24th, 2006

Ben ve arkadaşlarım şu an 20 ve 21 yaşlarındayız ve liseden tanıdığım arkadaşlarım profesyonel artistik kariyerlerinin ilk adımlarını atmaya başlamışlar bile. Bence bu muhteşem ve ilham getirici birşey.

Sophie yaz boyunca bir çizgiroman yapmakla uğraşıyormuş. Kitap basılınca onun ilk müşterilerinden biri olmayı umuyorum. Caz vokalisti olmak isteyen Chelsea, 6. sınıfta en iyi arkadaşımdı. James ve arkadaşı birlikte müzik yazıp haftada iki kere ‘open mic’ etkinlikleri düzenliyorlarmış. Geçenlerde ilk CDlerini kaydetmişler. Tim‘i o kadar iyi tanımıyordum, ama koroda en yetenekli öğrencilerden biriydi. Ayrıca, daha 11. sınıftayken bile hayranları olmaya başlamıştı. Bu çocuklarla orta okuldan beri bazı derslerimiz aynıydı. Onlar da geçenlerde bir CD çıkarmışlar. Eminim böyleleri daha çok vardır, ama bu yaz öğrendiklerim bunlar.

Bu uğraşılar hem çok heyecanlı, hem de çok zor olsagerek. Bazen fen derslerim yerine sanat yeteneklerime daha çok ağırlık verseydim şu an nerede olabileceğimi düşünüyorum. Herhalde ya resim, ya da beste portfolyomu düzenleyip, yaptıklarımı galerilerde veya konserlerde halka sunmaya çalışıyor olurdum. Haha! Böyle bir olasılığı hayal bile edemiyorum.

justin’in sitesi

Tuesday, May 23rd, 2006

Arkadaşım Justin yeni bir site açtı! Siteye bakmak için buraya tıklayınız.

Justin’ın benimle aynı katta oturduğu için çoğu zaman beraber resim ve müzik hakkında konuşuruz. Durmadan sanatsal birşeyler yaptığı için bana çok ilham getiriyor. Bunun için yaptıklarını bir siteye koyma zamanı çoktan gelmişti.

enki bilal

Saturday, July 23rd, 2005

Aslında buraya yazmak istediğim birkaç konu var, ama son günlerde fazlasıyla üşengeç ve zaman farkı dolayısıyla yorgunum. Bunun için sadece bir tanesini yazacağım şimdilik.

Bugün Reed’le boba içmeye çıktık. Sonra da her zamanki gibi çizgiroman dükkanlarında dolandık bir müddet. Reed üç tane çizgiroman kitabı aldı. Sonra da evine gidip ikimiz de birer tane kitap okuduk. Ben Enki Bilal’in The Beast Trilogy’sinin ilk iki bölümünü okudum. İlk okumaya başladığımda hikayenin beni fazla sarmayacağını düşündüm, ama bayağı enteresan çıktı. Kitap çok heyecanlı bir anda bitti, ve şimdi daha sonra ne olduğunu merak ediyorum. Adamın çizim stilini beğendim.

Burada artistle ilgili birçok bilgi içeren bir site buldum. Ne yazık ki site Fransızca, onun için çoğunuz birşey anlamayabilirsiniz.