Archive for the ‘Website’ Category

Blog Kararı

Saturday, December 28th, 2013

Sizin haberiniz yokken ben burada senelerdir kafamı kurcalayan bir sorunu çözdüm. Hani kişisel blog devresi bitti derler ya bazen? Ben bitmediğine inanıyorum, ve bu yüzden kişisel blogumun temasını her zamanki gibi genel tutmaya karar verdim.

Artık hep konulu bloglar görmeye başlıyorum. Uzun zamandır ben de tek bir konuya odaklansam mı diye düşündüm. Mesela aşağıdaki konuların herhangi biri hakkında bir blog yaratabilirdim:
– Fotoğraf
– Kıyafet ve takılar
– Müzik ve besteler
– Amerika’da yetişmiş bir Türk olma hakkında gözlemlerim
– Çizdiğim resimler
– Bilim, mühendislik, kadınlar ve mühendislik
– Lezzetli yemek serüvenleri
– Kişisel içebakış, içe dönük biri olmanın yararları
– İş/yaşam/sanat dengesi, hayattan en çok nasıl tatmin olunabileceği
– Güvercinler

İlham almak için bazı bloglara baktığımda, benim en çok ilgimi çeken şeyin yazarın kendisi olmasıydı. Seneler içinde takip ettiğim kişilerin ilgi alanları değişebiliyor, ama o kişi hemen hemen aynı kalıyordu. Her zaman aynı anda birkaç ilgi alanıyla uğraşan biri olarak, benim kişiliğimi genel konulu bir blogun en iyi şekilde yansıtacağında karar kıldım.

Blogu tek bir konuya yoğunlaştırmama kararına siz de katılıyormuşsunuz meğer. 2010’da bir okur anketi yapmıştım. Bu anketi hem Türkçe, hem İngilizce bloglarıma koymuştum. Aşağıda sonuçları görebiliyorsunuz. Birbirinden farklı çoğu konuya yoğun ve neredeyse eşit ilgi göstermişsiniz. Yani konuları çeşitli tutmaya devam!

Bu ankette beni en çok şaşırtan şey, herkesin ne kitap okuduğuma çok fazla ilgi duymasıydı. Gerçekten mi? Peki, birşeyler ayarlarız… Şimdilik Goodreads profilimle yetinebilirsiniz.

Not: Eğer bu yazıyı bir reader’dan okuyorsanız, hatırım için blogumu bir ziyaret edin. Görünümünü biraz değiştirdim de!

Bir Sıkıntı Kaynağı Ortadan Kalktı

Sunday, June 26th, 2011

Blogumun iPhone’da görünüşü son birkaç aydır beni rahatsız ediyordu. Bilgisayar ekranları için tasarladığım görüntü, cep telefonlarında okunmak için hiç de pratik değildi.

Bu haftasonu Cumartesi akşamını evde oturup yaratıcı bir proje için ayırmıştım, onun için bu zaman diliminde blogun cep telefonu versiyonunu ekledim. Duyulduğundan çok basitti. WordPress’teki gerekli eklendiyi yükleyip ayarlarıyla oynadım. Bu akşam sil baştan cep versiyon yazılımı üretecek durumda değildim. Bu tip ağır projeleri Matchingfreak için yaparım belki bir gün.

İşte şimdi böyle görünüyor. Çok daha iyi oldu! Bu formattaki blogları telefondan okuması daha zevkli oluyor. Benim zaman zaman birçok sıkıntı kaynağım oluyor. En azından kontrol edebildiklerimi ortadan kaldırabilmeliyim.

Okurlara bir anket…

Saturday, September 18th, 2010

Neredeyse on senedir blog tutmama rağmen okurlarımın benden ne beklediğini bilmeyerek yazıyorum. Aşağıdaki ankette hangi konuların size daha ilginç gelebileceğini seçebilir misiniz? Birden fazla konuyu işaretleyebiliriniz. Ben de okurların ilgi duydukları konular hakkında daha sık yazmaya gayret ederim belki.


Tabii ki bunların dışında fikirleriniz varsa onları da aşağıdaki yorum bölümüne ekleyebilirsiniz.

Dokuzuncu yıldönümü

Saturday, December 26th, 2009

Bugün (İngilizce) blogum dokuz yaşını doldurdu.

İnternette ne kadar blogcu bunu söyleyebilir? Herhalde çok vardır, ama bu blogcular kesinlikle çoğunlukta değillerdir.

Bloglar yeni yeni moda olmaya başladığında, günümüzdeki Twitter gibi kullanılıyorlardı. Günlük yaşamımızda olup bitenleri, blogumuza gelip okuyan birkaç arkadaş için yazıyorduk. İnternet değiştikçe blogların internetteki yeri de değişti.

Son dokuz senede ben de bir hayli değiştim. İlk blogumu başlattığımda on beş yaşında, lise 2’deydim. Lise, üniversite, ve üniversite sonrası yıllarım boyunca hep aynı bloga yazdım. Ara vermiştim, ama şimdi memnuniyetle buradayım yine.

Çok önceleri yazdığım bazı şeyler bugün bana salak saçma geliyor. Ama, “O zaman küçüktüm, lisedeydim henüz” diyerek kendimi avutuyorum. Asıl mesele bunu bu blogu okuyacak olan diğer herkese açıklayabilme.

Türkçe sayfa açıldı

Friday, November 13th, 2009

Websitemi eskiden beri takip edenler, bu sene yeni domain’deki websitemi silbaştan kurmaya kalkıştığımı bilirler. İçeriği ise eski websitedekiyle hemen hemen aynı olacaktır bir gün.

Eski websitemin en takdir edilecek yönlerinden biri (bence) herşeyin hem Türkçe, hem İngilizce versiyonunun olmasıydı. Hem iki kültürün bir parçası olmamı simgeliyor, hem de websitemi daha geniş bir okur kitlesine açıyordu.

Bu sene yeni websitemi açarken biraz telaşlı davranıp, çabuk olsun diye sadece İngilizce versiyonunu yapmıştım. Şimdi de Türkçe versiyonu tamamladım. Bundan sonraki güncellemeler aynı anda iki dilde de yapılacak.

Blogumu yeniden başlatmama sebep olan bloglar

Saturday, September 26th, 2009

İnternette iki tür blog vardır: Neredeyse tüm içeriği yazar tarafından orjinal olarak yazılmış bloglar, ve tek amaçları okurlarını İnternet’teki diğer içeriklere göndermek olan bloglar.

Bu ikinci kategorideki blogların yazarları, çeşitli yazıları, YouTube videolarını, komik resimleri, vb. şeyleri bloglarına koyup İnternet’i ne kadar iyi gezebildiklerini ispatlamaya çalışırlar adeta. Bazıları kendi yorumlarını da ekleyip, orjinal birşey yaratma hissini verirler kendilerine. Anlatım şeklimden bu tür blogları okumayı tercih etmediğim anlaşılabiliyordur.

En sevdiğim blog yazarları çoğu zaman kendi yarattıkları parçaları koyarlar, ama arada sırada onlara ilham getiren şeyleri de okurlarıyla paylaşabilirler. Yazıları gereğindern uzun değildir; okumak için üç sayfa çevirmek zorunda kalmazsınız. Genellikle resimli içerikleri severim, ama resim, sırf resim koymuş olmak için konmamalı. Bloğun tasarımı da önemli. Blog servislerinin sunduğu, yüzbinlerce insanın kullandığı aynı tasarımdaki bloglardan ilk bakışta soğurum, ama yine de onlara bir şans vermeye çalışırım. Her gün güncellenmeleri şart değil, arada sırada baktığımda yeni birşeyler yazılmış olsun, yeter bana. Tabii ki gramer ve vurgulama kurallarına uygun olarak yazılmaları şart. Reklam da olmayacak.

2000’den beri tuttuğum bloga yeniden yazmaya başlama kararımdan sırf aşağıdaki bloglar sorumlu:

  • Songs without Words – Üniversiteden iyi arkadaşım Justin’ın blogu. Blogun içeriği, zengin bir yelpazeyi kapsayan ilgilerini okura sunuyor: yazıları, çizimleri, besteleri, pişirdikleri, çektiği fotografları, ve ara sıra hayat hakkında düşünceleri ve yorumları mevcut.
  • Phosphene – Boston’da bir tıp öğrencisi tarafından yazılan bir moda blogu. Websitenin minimalist tasarımı ve şehir içinde çeşitli yerlerde kendi moda fikirlerini sergileyen çekimleri çok hoş.
  • Katie De Sousa paints stuff. – Olağanüstü bir dijital ressamın blogu. Bazı resimlerinin yaratılış hikayelerini ve bitmemiş hallerini paylaşıyor.
  • Art blog of Lisa Falzon – Bir dijital ressam daha. Adeta bir masal dünyasından çıkmış resimlerine bayılıyorum. Cork’taki yaşamını da ara sıra takip ediyoruz.
  • ClareBayley.com – Clare’in bir website yapmasını tam üç sene sabırla bekledim. Beklediğime değmiş!
  • emilyabigail.com – Yukarıdaki tanıma uymayan tek blog olmasına rağmen, yeniden blog tutmaya karar vermemde büyük rol oynadı. Basit ama şık tasarımlı olan blog, yazara ilham getiren şeyleri sunuyor. Kızın iyi zevki var!

Bu blogda yapılacak daha çok şey var. İlk önce dokuz senelik arşivleri tek tek okuyup bazı yazıları çıkarmam gerekecek. Bir sürü çalışmayan link de var şimdi. Hepsini filtremden geçirene kadar arşivleri dünyaya açmayı planlamıyorum şimdilik.

Not: Maalesef takip ettiğim blogların hepsi İngilizce. Siz hangi Türk bloglarını tavsiye edersiniz?

En son diriliş

Tuesday, September 8th, 2009

Sevgili okurlar, sonunda internet, domain name, ilham, vs. problemlerimi çözüp websiteme geri dönüş yaptım. “Queenoflub” adındaki eski websitemdeki herşeyi bu yeni siteye taşımakla meşgulüm. Son birkaç sene içinde benzeri şeyler yazmıştım, ama umuyorum ki bu son olur!

Sonuçta çizdiğim resimlerimi koyabileceğim bir yerim yine var artık. Bu sene şimdiye kadar çizdiğim resimlerin hepsi aşağıda:

Bu arada buraya senede üç kereden daha fazla yazmaya başlayacağım. Nerede kalmıştık? Son sürat devam ediyoruz.

Yenilenmiş bir queenoflub

Wednesday, January 23rd, 2008

Geçtiğimiz haftasonunun tümünü websitemle haşır neşir olarak geçirdim – hem bazı şeyleri düzene soktum, hem de dizaynı değiştirdim. Dizaynı her değiştirdiğimde biraz üzülüyorum, ama yeni bir dizayn şarttı. Şimdikini çok seviyorum. Herhalde uzun süre kullanırım. Resmi de MIT’nin Building 4 binasının bodrum katında çekmiştim.

Bu dizayn için fikir toplamak niyetiyle eski website dosyalarıma göz atarken, en eski websitelerimin birinin dosyasını buldum. Bu websiteyi 1997 yılında yapmıştım, yani 12 yaşındaydım. Çizdiğimi unuttuğum bir sürü resim çıktı. O kadar hoşuma gitti ki, o eski resimleri özel bir sayfada sergilemeye karar verdim. Umarım hoşunuza gider.

bitmek üzere

Tuesday, June 5th, 2007

Bu hafta çok heyecanlıyım. Cuma günkü mezuniyet töreninden daha çok mezun olduktan sonra websiteme yapacağım değişiklikleri düşünüyorum. Yeni bir dizayn yapıp eski günlerdeki gibi bloguma daha sık yazmayı planlıyorum.
Sonunda lisede ve üniversitede zaman bulamadığım şeyleri yapabileceğim. Bunların bazıları: daha fazla beste yapmak, biraz php ve mySQL öğrenmek, resim çizmeyi hatırlamaya çalışmak, bir istatistik dersi almak, çeşitli kitaplar okumak, ve geçen sene başladığım bazı projelere devam etmek. Mezun olduktan sonra bir müddet iş bulmak gibi şeyler hakkında düşünmemeye karar verdim de..

Mayıs oldu

Tuesday, May 1st, 2007

Bu sabah 6’da camın tam dışarısından gelen serçe seslerine uyandım. Uykulu olduğum için seslerin tam olarak nereden geldiklerini kestiremedim. Alarm saatim iki saat sonraya kurulu olduğu için de uykumu bölmeye niyetim yoktu. Fakat uykuya dönmemin zor olmasına rağmen kuşların susmalarını istemiyordum.

Yaklaşık bir ay sonra mezun oluyorum. O zaman da siteye yeni bir dizayn yapmamın uykun olduğunu düşünüyorum. Eğer iyi bir web adresi bulursam taşınabilirim de. Queen of lub artık geçmişte kaldı.